Çevrimiçi gözetim: Kamusallaşan özel konuşmalar

Kim Darroch sızıntısı[1] ile gündeme gelen çevrimiçi gözetim, bir iletişimin gizli tutulmasının ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Sosyal medya çağında gizliliğimizi nasıl yeniden kazanabiliriz? Mark Twain’in ünlü cümlesi “Hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et!” ifadesine, Amerikalı gazeteci Olivia Nuzzi, 2014 yılında bir yazısında bir ekleme yapmıştı: “Bir gün sesli bir şekilde okunabileceğini düşünerek e-posta gönderin.”

İnsanlar yaşamlarının her evresinde sistematik olmayan bir şekilde gözetlenirken günümüz dünyasında tehlikenin yönü değişmiştir. Enformasyon akışının hızla gerçekleştiği bir dönemde, gözetleme rutin bir hal almış, böylece bireyler, gözetlenen toplumların yerleşik parçaları haline gelmiştir. David Lyon, “Gözetlenen Toplum”da, yönetilme ve kontrol işlevleri için, iletişim ve bilgilendirme teknolojilerine bağımlı olan bütün toplumları, gözetlenen toplumlar olarak adlandırmıştı. Sosyal medya platformlarının bu denli tüketildiği bir çağda, gözetlemenin etkileri günlük yaşamda alabildiğince hissedilmeye başlandı. Gözetleme, Lyon’a göre, somut kişilerin birbirlerini izlemelerini içermez. Aksine, bireylerden özellikle soyutlanmış hakikat parçacıklarını arayıp bulur. Bu parçalar, özellikle kişisel verilerin toplanarak işlenmesi yoluyla gerçekleşir.

ABD Büyükelçisi Kim Darroch, Donald Trump’ı ve idaresini, e-postaya sızan diplomatik notlarda “yetersiz” ve “benzersiz biçimde işlevsiz” olarak tanımlanmasından sonra istifa etmek zorunda kaldı. Guardian gazetesi teknoloji editörü Alex Hern’e göre, Nuzzi’nin tavsiyesi, Darroch’u çok büyük bir beladan kurtarmış olabilirdi. “Bir yandan başkanın beceriksiz olduğu gerçeğini dürüstçe rapor ederken diğer yandan da beceriksiz cumhurbaşkanı ile sıkı fıkı kalmak” gibi çağımızın ikiyüzlülük algısına dikkat çeken Hern, yine de bu durumu rekabet koşulunu dengelemek olarak nitelendiriyor.

Gözetleme, karşımıza kimi zaman rutin bir çevrimiçi araştırmaları ile çıkarken, kimi zaman da enformasyon akışının sızdırılması olarak çıkıyor. Darroch’u istifaya götüren e-posta sızdırılması olayı, etik bir mücadeleyi önümüze bir görev olarak koyuyor. Özel düşünce ve paylaşımların kamusal alana sızması, pek az kimse tarafından kamusal verimlilik olarak gösterilse de, bireylerin gündelik yaşantılarındaki rutin gelişmelerin coğrafi sınırlama olmaksızın devasa şirketlerce kapitalist bağlamda kullanılmasını gündeme getirmektedir. Harvard profesörü Shoshana Zuboff bu durumu, “gözetim kapitalizmi” olarak açıklıyor. Zuboff’a göre, “Gözetim kapitalizmi özel insan deneyimini bedava ham madde olarak ilan edip bunun sayısallaştırılmasını, üretim ve değiş tokuş için davranışsal tahminlere dönüştürülmesini sağlıyor.” Dijital yaşamın bir yan ürünü olarak üretilen bilgi olan “veri egzozu”[2], bugüne kadar ziyaret edilen tüm web sitelerinin kayıtları, bir yıl önce indirilen bir alıntı sözü hatırlamak istendiğinde yararlıdır, ancak bu, şimdiye kadar “google”lanan her hassas sorgunun da bir kaydıdır. Bu bağlamda, kuralsız vahşi teknolojik bir sistem insan davranışlarını birer ürün şeklinde algoritma altına alarak kayıt etmektedir. Zuboff, bu durumu, “Bir zamanlar biz kendi hayatımızın öznesiydik. Şimdi onun nesneleriyiz” şeklinde özetlemektedir.

Bu tür gaflardan kaçınmak, küreselleşmiş bilgi ağında pek mümkün görünmüyor. Sosyal medya platformlarında kişiler, onaylanmadan retweetlenebilir ya da WhatsApp mesajları yayılabilir. Sosyal ağlardan uzak durmak ise gözetlenmenin bir yolu gibi gözükse de, sadece halka açık, tuhaf ama zararsız bir şey yapmaktan bile kaydedilebilmek ihtimaller dâhilinde gözüküyor. Charlie Brooker tarafından kaleme alınan “Black Mirror” dizisinde ikinci sezonda yayınlanan “Beyaz Ayı” bölümünde postmodern bir adalet ve yargılama biçimi ele alınır. Sosyal psikolojik etkilerin ele alındığı bu bölümde, bir yandan “Seyirci Etkisi”[3]ile insanların çevrelerinde olan bitenlere kayıtsız kalmaları işlenirken bir yandan da izleyicilerin teknolojik aygıtlarla olan biteni kayıt altına almalarına dikkat çekilir. Başkan Obama’nın yabancı ziyaretlerde kullandığı teneke kaplı çadırlar, gözetlenmenin boyutunu gözler önüne seriyor.

Elisabeth Noelle Neumann tarafından öne sürülen “Suskunluk Sarmalı”[4] kavramı yerini, “çevrimiçi suskunluk sarmalı”na bırakmış gibi görünüyor. Buna göre, birçok insan kamusal konularda yalnız kalmamak adına, çevrelerindeki baskın görüşü destekliyor. Sonuçta egemen düşünce, daha da meşru hale geliyor. Bu durum, bireylerin gerçek düşüncelerini ortaya koymalarını engelliyor. Açık sözlülüğün ölümü, günlük yaşamımızda çevre gizliliği eksikliğinin giderek daha genişlediği bir semptomdur. Girişimci ve aktivist Maciej Cegłowski, “ortam gizliliği” olarak adlandırıyor: “birbiriyle günlük etkileşimlerimizin değerinin izlenmesi dışında kalmasının ve günlük hayatımızın küçük ayrıntılarının göz ardı edilmemesi gerektiğinin anlaşılması. Cegłowski, kitlesel gözetim altyapısının çok karmaşık olduğunu düşünürken ve “teknoloji oligopolisi”[5]nin ise bireysel rıza hakkında konuşmayı anlamlı kılmak için çok güçlü olduğunu belirtiyor. Toplam gözetim altyapısı her yerde aynı ve her yerde bu ölçekte uygulanıyor.

Otomasyonun rolü hakkındaki temel soruları ele almak için, gizlilik konusundaki söylemlerin genişletilmesi gerekiyor. Gözetimle donatılmış bir dünyada, çoğulculuk ve demokrasi oldukça düşündürücüdür. Davranışların şekillendirildiği ve uyarlandığı bir çağda, algoritmalarla erken yaşlardan itibaren manipüle edilen bir nesil yetiştirmek etik ve politik açıdan bir mücadele gerektirmektedir. Sosyolojik araştırmalar bağlamında, her eylemi şirket veri tabanına kaydedilmiş bireylerin, yaşamlarının geri kalan bölümlerinde ürkütücü bir işe yaramazlık duygusu ile karşı karşıya kalacağı ortadadır.

21’nci yüzyılın sosyal düzeninde, birey bir yandan özgür ve açık söylemin savaşını verirken, bir yandan da ardında bıraktığı verilerin gözetim toplumu kıskacında kimi taraflarca elde edileceğini bilir ve Nuzzi’nin tavsiyesine uymak ister. İster kapitalist komplonun bir dürtüsü, isterse de kötü etkilerin bir ürünü olsun, bu durum modern yaşamın kilit özelliğidir.

Başvurulan Kaynaklar

CEGLOWSKI, Maciej (2019). [Makale]. The New Wilderness.

HERN, Alex (2019). [Makale] How online surveillance is killing private conversations, Guardian.

LYON, David (2006). [Kitap] Günlük Hayatı Kontrol Etmek Gözetlenen Toplum, (Çev. Gözde  Soykan), İstanbul: Kalkedon Yayınları.ZUBOFF, Shoshana (2019). [Kitap]. The Age of Surveillance Capitalism, Profile Books.


[1] İngiltere’nin Washington Büyükelçisi Kim Darroch’un Başkan Donald Trump’la ilgili gizli yazışmalarının basına sızdırılması olayıdır.

[2] Veri egzozu veya egzoz verileri, bir İnternet kullanıcısının faaliyetlerinin çevrimiçi etkinlikleri, davranışları ve işlemleri sırasında bıraktığı verilerin izini ifade eder.

[3] Seyirci Kalma Etkisi (The Bystander Effect), etrafta ne kadar çok insan varsa, ortamda sıkıntı yaşayan kişiye müdahale/yardım edilme olasılığının o kadar düştüğünü öne sürer.

[4] Suskunluk sarmalı, bireyin/kişilerin toplum tarafından kabul görmek için kendi düşüncelerini bir kenara bırakıp suskunluğa bürünmesidir.

[5] Az sayıda satıcının çok sayıda alıcın olduğu piyasaya “oligopol” deniyor.

Etilen Neşriyat’ta yayınlanmıştır.

CategoriesTeknoloji

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Begin typing your search above and press return to search. Press Esc to cancel.