Sanatsal avangardın peşinde bağımsız bir alan: Prekarya Dergi

Prekarya Dergi’nin ikinci sayısı, ‘altkültürel mercek’ bağlamındaki metinlerle erişime açıldı. Bu metinler, altkültürün çeşitli anlamlarına bakış açısı niteliği taşımaktadır. Güvencesizlik ve bilinmezliğin hâkim olduğu bir çağda, hepimizin bir ’prekarya’ya dönüşmesi kaçınılmaz bir olgu gibi dururken altkültürün anlamlarını keşfetmek oldukça önemli olacaktır. Büyüdüğü Fulham sokaklarındaki etnografik gözlemleri akademiye aktaran Dick Hebdige’e […]

okumaya devam et

Kültürel Çalışmalarda Hümanist Kibir ve Post-İnsan Bilimlerinin İnşası

“Öyle ya da böyle, kendinden emin bir biçimde her daim insan olageldim ve sadece insanım, diyemez herkes” (Rosi Braidotti). Kültürel Çalışmalar, entelijansiyanın ilgi dâhiline girmeyen konuların (Cambridge’in çay bahçesinden) akademiye taşınmasıyla doğdu. Böylelikle, normal olanı kuramla tanıştırarak, gündelik hayatın nesneleştirilmesini önleyen bir disiplin haline geldi. Paul Willis’in deyimiyle[1], bahsedilen kültür […]

okumaya devam et

Benim Coutinho’larım

“Görsel olarak bir dünya kurup onu araştırmak… Ve bu dünya mümkün olduğunca az ‘anlatısal’, ‘dramatik’ olmalı… Mümkün olduğunca ‘olduğu gibi’ olmalı”. (Ulus Baker) 0. Josafá Veloso’nun ‘Coutinho Ziyafeti’ [Banquete Coutinho] adlı belgeseli, usta yönetmen Eduardo Coutinho’nun (1933-2014) portresini yansıtıyor. Bunu yaparken, Coutinho elinden düşürmediği sigarasıyla, entelektüel bir sohbete davet ediyor. […]

okumaya devam et

Düşler dünyasının kalıntıları

Burjuva sınıfının yıkıntılarından ilk söz etmiş olan, Balzac’tır. Ancak, Benjamin’e göre, ilk kez gerçeküstücülük, bunları serbestçe gözler önüne serer. Üretimin yön değiştirmesi ve güçlenmesi, bir önceki yüzyılın düşlerinin simgeleyen anıtlarını daha çöküp gitmeden yıkıma uğratmıştı. Blanqui, Fort du Taureau’da tutukluyken kaleme aldığı Yıldızlardan Ebediyete[1]’de “Ey XIX. Yüzyılın insanları, ne zaman […]

okumaya devam et

Tasarımın siyasal iktisadı: Bruce Mau

“Bana göre tasarım yazarlığındaki en paradoksal durumlardan biri, kişinin aynı anda hem üreten hem de eleştiren olmasıdır. Ben bu yüzden iki taraflı bir hayat sürdürüyorum.” Bruce Mau Medya sektörlerinin iktisat içerisinde giderek daha da merkezi bir yer edinmesi, “iktisadın dijitalleşme”, bilgisayarlaşma çerçevesinde uygun araçlarla donatılması ürünü artık üretilecek bir nesneden […]

okumaya devam et

Aktüaliteye başkaldırı: “Michelangelo Antonioni”

 “Bütün sanat dallarında olduğu gibi, sinema ilkeleri açısından da bir tek seçenek vardır. O da, Camus’nün dediği gibi, sanatçının aktüaliteye başkaldırısıdır”.[1] Sinemasız bir dünyada yaşasaydı, yapacağı şey yine “sinema” olurdu Michelangelo Antonioni’nin… Yüzyıllardır doğal dünyadaki düzenden kaynaklanan mevcut sanat formundan kaçınıp, kendi sanatı yenileyen Antonioni, en çok kafa yorduğu ve […]

okumaya devam et

Yarım kalan hayat: Ahmet Uluçay

Meksikalı yazar, şair ve diplomat Octavio Paz,  hayal etmenin gücünü “zincire vurulmak” metaforuyla sayfalarına kazır: “Zincire vurulmuş bir adamın, dünyayı parçalayacak gücü kazanması için gözlerini kapaması yeter”.[1] Yaşadığı köyünde hayal dünyasını kamerasıyla bizlere aktaran Ahmet Uluçay’ın dışavurumu, içinde yaşadığı Tepecik köyünden başlayarak büyük bir sabırla sarmaladığı hoşgörüyle eylemleşiyordu. Düşler ve […]

okumaya devam et

El Yazmaları [bir]

1 “İşe Yarar Bir Şey”i yeniden izlerken bir süredir bu kadar keyif veren bir film izlemediğimi anımsadım. Film, Haydarpaşa Garı’nın imgeleriyle bizi kucaklar. Tarkovski, ‘Mühürlenmiş Zaman’da mükemmelliğe ulaşma çabasının, sanatçıyı manevi keşifler ve son derece ahlâki hedefler peşinden gitmeye teşvik ettiğini yazar. Pelin Esmer sineması, bu yönüyle, ömrünü bir ideal […]

okumaya devam et